Zitate und Weisheiten für Führungskräfte

Erkan Güneyoglu Önder Demir
Zitate und Weisheiten für Führungskräfte
Jeder Gedanke, jedes Gefühl, jedes Wort, jede Handlung alles ist Energie und Schwingung. Jede Energie sucht sich ihre Resonanz und geht im Kosmos niemals verloren.
€9,99 Softcover

Freitag, 25. Januar 2013

İyiki varsın Kuran-ı Kerim



İyi ki Varsın Kurân-ı Kerîm

Sen yüceler yücesi, Rahman ve Rahîm olan; bizlerin sahibi, bizlerin ilâhı, bizlere can veren, bizleri herkesten çok seven Rabbü'l-Alemin'den bundan tam 1400 yıl önce Resûlü ve Kulu Hz. Muhammed (S.A.V.)'a Cebrail (A.S.) tarafından indirilmeye başlandın.
Kapkaranlık Cahiliyye dönemini arkada bırakıp insanları "Esfeli sâfilin"den gök kapılarına kadar çıkaracak olan ve milyarlarca insana dünyada rehberlik edecek olan yüceler yücesi Kurân-ı Kerîm'sin ve Allah'ın öz sözüsün. Sana kurban olsun canlarımız...
Sen olmasaydın; şu dünya diyarında ne olurdu halimiz? Kimimiz puta tapardı, kimimiz ineği Tanrı edinir, kutsal sayardı ve kimimiz Güneş'e ve Ay'a tapardık ve kimimiz, Hz. İsa (a.s)'yı Allah'ın oğlu diye kutsardı kimbilir?
Senin nûrun aydınlattı bu kapkaranlık âlemi ve senin nûrunla yolunu gördü ve tanıdı nefsini milyarlarca Adem.
Sen, gönüllere ve Akıllara hitap edersin ve dosdoğru yolu, bizlere tam 1400 yıldır gösterirsin. Çağlar eskise de; sen, eskimezsin. Çünkü sen, çağların üzerindesin. Sen, âlemler için bir öğütsün. Seni kelime kelime okuyup anlayanlar, hayatı anlarlar ve hayatın anlamını idrâk ederler.
Sen, gönüllerin şifası ve gıdası ve cilasısın. Seninle nice dîl bilmeyenler, dîl öğrendi  Bülbül oldu. Seninle nice insan, Rabbini tanıdı ve O'na inandı.
Sen, bizlere kul olmayı, insan olmayı ve insanca yaşamayı öğrettin ve hâlen öğretiyorsun. Bizlere dün olduğu gibi bugün de dosdoğru yolu gösteriyorsun.
Hak ve hukuk, insanı insan yapacak bütün değerler, sende mevcuttur; zîrâ sen, bütün âlemlere bir rahmetsin.
Hitâbın, bütün kullara ve sen, bütün kulları Yüce Allah'ın Cennet'ine davet ediyorsun. Sen, insanlara gönderilmiş bir nûrsun. Senin nûrun, insanı yüce âlemlere çıkarır ve mest eder
Akıl ve mantık, sana hayrandır; çünkü sen, akıl ve mantık sahibi bütün insanlara bir işaretsin.
Sen, dünya ve âhiret yurdu için bir "Rehber"sin. Senin rehberliğinde insan yolunu şaşırmaz. Zira Şeytan, sana yaklaşamaz.
Senin okunduğun yere melekler iner ve oraya rahmet yayılır. Sen okununca gözler yaşarır ve gönüller huzurla dolar. İnsan hakikati anlar ve Rabbine şükür eder.
Senin değerini bilen, kendi öz değerini bilir. Sana değer verene Yüce Allah, değer verir. Seni okuyup anlayan, büyük sırlara vakıf olur ve sende "huzûr" bulur.
Nice kullar, senin rehberliğinde âhiret yurdunu kazandı ve seninle ebedî saâdete erdi ve niceleri de bundan sonra erecek. Seni bizlere gönderen Yüce Allah'a şükürler olsun, iyi ki varsın canım Kurân-ı Kerîm.

Selam ve duâ ile
Önder Demir

Esas Güzellik nedir?




«Dışı güzel olup da içi güzel olmayanlar, insanın ömrünü yiyip bitirirler.»

İç ve dış güzellik, Yüce Allah'ın insana bir rahmetidir; fakat güzelliği putlaştırarak hayatın her alanında en güzeli arayanlar, kendilerini kandırmaktan öteye geçemezler. Hayatta her zaman en güzelini bulamayabiliriz, ulaşamayabiliriz. Sahip olduklarımızla yetinmek ve güzelliği ikinci veya üçüncü, dördüncü,beşinci plana atmak zorunda kalabiliriz. Yoksa, yaşamımız boyunca mutsuz kalmaya mahkum oluruz. Biz, doğuştan aciz varlıklarız, mükemmel varlıklar değiliz. Dünyaya gelen bütün peygamberler, Allah'ın sevgili kulları olarak mükemmellik vasfına çok yaklaşan kişilerdir.

Peygamberler, elbette bizim gibi normal insanlardan farklılar. Ancak bu, hiç tartışılmayacak derecede mükemmel insanlar oldukları mânâsını taşımıyor. Çünkü onlar da insan... Onların dönemlerinde yaşamadığımızdan karşılaştıkları olaylara nasıl baktıklarını ancak kitaplardan okuyarak öğrenebiliriz. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerîm de bize zaten bazı peygamberlerin davranışları hakkında epey bilgi veriyor. Biz, kökten aciz varlıklarız. Mükemmellik, ancak ve ancak Yüce Allah'a mahsustur. Biz, mükemmelliğin yanından bile geçemeyiz. Biz, ancak şükretmesini bilip, Allah'a tevekkül ederiz.

Kendi hayatında en güzeli bulup, onunla yaşamak isteyenler, tamamen yanlışlık içerisindedirler. Hiç kimse, dört dörtlük değildir. Çok güzel biriyle karşılaşırısınız; ama içi fesattır.
Aynı şekilde çok çirkin birisiyle karşılaşırsınız; fakat kalbi, çok temizdir. Kimsenin kötülüğünü düşünmez, kimsenin arkasından konuşmaz. (Güzellik-çirkinlik kavramlarının göreceli olduğunu biliyorum. Burada çoğunluğun güzel veya çirkin olarak vasıflandırabileceği kişileri ele alarak bir değerlendirme yapıyorum.) Dolayısıyla güzelliğe pek önem vermemenizi, hayatınızın temel felsefesi haline getirmemenizi, "En mükemmelini buluncaya kadar aramaya devam edeceğim." gibi laflar etmemenizi tavsiye edeceğim size. Sosyal bir varlıksınız. Çevrenizde olup bitenleri görüyorsunuz. Kiminiz, ders çıkarıyor; kiminiz, çıkarmıyor. Fakat düşündüğünüz şey, genel olarak güzel insanları elde tutmanın zor olduğudur. Niçin onları elde tutmak zor peki? Çünkü bunların gözleri hep dışarıda olur. Başkalarının vaatlerine kanıverirler. (İstisnalar kaideyi bozmaz; bunları ayrı tutuyorum. Fakat gördüğüm kadarıyla geneli, insanların canını yakıyor.) Evli olsalar bile aldatmayı bir marifet sayarlar. Bu yüzden birçok erkeğin veya kadının canını yakarlar. Kimisini hapishaneye sokarlar, kimisini uçuruma sürüklerler.

Günümüzde televizyonlar, mankenler dünyasını gözümüzün içine sokuyor. Görüyorsunuz o insanları. Hergün barda, kafede fink atıyorlar. Gece kulüplerinden çıkmıyorlar. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Evet, bu insanlar, manken; yani dış görünüşleri, göze hoş geliyor. Bunların çıktıkları, takıldıkları erkeklere bakıyorsunuz; hepsi zengin, para babası. Kimisi şarkıcı, kimisi iş adamı. Bunların alemi, çok farklı. Bu alemde normal yaşamdan tek bir iz bulamazsınız. Sanki başka alemdeler, başka gezegendeler. Bunlara bakmayın siz, özenmeyin. Bunların sadece paraları var, güzellikleri var. Fakat içleri boş. Bunları görüp de onlar gibi olmaya çalışmayın. Hayatta sadece dış görünüş itibariyle güzel olana değil, içi güzel olana da bakın. Atalarımızın bir sözü var: ”Güzellik ekmeğin üzerine sürülmez” Laf olsun diye söylenmiş bir söz değil bu. Sadece güzelliğine bakarak kız alanlar ya da kızlarla beraber olanlar yanıldıklarını er geç anlayacaklardır. Veya hayatları boyunca sürüneceklerdir.

Çünkü güzelliğe önem verenlerin gözünü hiçbir şey görmez. Karşı taraf, hata yapar, görmez. Çünkü güzellik, gerçekten de insanın gözünü kör eder. Bırakmak istersiniz, bırakamazsınız. Sizin vücudunuza virüs gibi yapışmıştır o.Çünkü o güzelliğin tekrar ele geçirilemeyeceğini düşünürler. Fakat kendilerinin zarar gördüğünün farkında değillerdir. Bu insanlara istediğiniz kadar öğüt verin anlamazlar. O öğütler, bunların bir kulağından girer öteki kulağından çıkar. Çünkü mantıklı düşünmesini de engeller güzellik. Dediğim gibi, gözleri kör eder. Ne demiş Rahmetli Aşık Veysel, ”Güzelliğin on para etmez-Şu bendeki aşk olmasa…” Yarenin güzelliği, ancak karşı tarafın aşkıyla var olur, tutuşur. Karşı tarafın aşkı olmasa; güzellik, taştan farksızdır.
Dolayısıyla sevgilinin güzelliği aşkla anlam kazanır. Yoksa güzelliğin hiçbir değeri yoktur. Bunu halk ozanımız Aşık Veysel, elli yıl önce söylemiş ve bunun tesiri hâlâ geçmedi ve geçmeyecek insanoğlu var olduğu sürece.

Güzellik, bazen bir zehir gibidir. İnsanı zehirler ve kendine alıştırır. Nasıl uyuşturucu, alkol, sigara alışkanlık yapıyorsa, güzellik de alışkanlık yapar. O güzelden bir türlü ayrılmak istemezsiniz. Ama için içini yersiniz. Size acı vereni alıp başınızın üstüne koyarsınız, kapı dışarı etmek aklınızın ucundan geçmez. Sevgi, saygı, merhamet, olgunluk gibi nimetleri hiçe sayar, bunları görmeden ilişkinize devam edersiniz. Böylece mutsuz bir ilişki meydana gelir, devamlı kendinizi kandırırsınız. Bizler, güzelliği tamamıyla bir kenara bırakalım demiyorum. Elbette zevkimiz olacak, kendi çapımızdaki biriyle birlikte olmayı istemek hepimizin hakkı. Fakat bunları çok abartarak hayat felsefesi haline dönüştürmektir sakıncalı olan. Güzellik, her zaman insanlığa eşit olmaz.

Kafayı güzellikle bozanların sonunu hiç hayırlı görmüyorum. Bu konuya uygun çok güzel bir deyim var: "Basireti bağlanmak". Güzellikten başka bir şey görmeyenlerin basireti bağlanmıştır. Bunlar, mutsuz kalmaya mahkûmdurlar. İnsanların daha başka sıfatlara da önem vermesi gerekmektedir. Bir de güzelliğin fani olduğu unutulmamalıdır. Ölünceye kadar sizinle beraber gelecek ya da size sadık kalacak olan şey güzellik değildir, aşktır, sevgidir, anlayıştır, saadettir, sadakattir, saygıdır, en önemlisi de huzurdur. "Esas Güzellik" ise, Yüce Yaradan'ı bilmek ve ona kul olabilmektir.


Samstag, 19. Januar 2013

En üstün zikir nedir?

 
 
En üstün zikir nedir?
 
Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: “Allah’ın en sevdiği dört söz şunlardır: Subhanallah, Elhamdulillah, La ilahe illallah ve Allahu ekber. Hangisiyle başlasan sakınca yok.”[1] Yine buyurmuştur ki: “Muhakkak ki benim Subhanallah, Elhamdulillah, La ilahe illallah ve Allahu ekber demem, benim için üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha sevimlidir.”[2]
 
Sübhanallah: Yani; Allah’ı takdis ve tenzih etmektir. Tesbih, takdisi gerektirir. Tenzih; Allah Teala’yı ona layık olmayan her şeyden, ortaktan, çocuk ve eş edinmekten, mutlak olarak sonradan olma her şeyden berî bilmektir. Bu Allah Teala’dan başkası için uygun olmayan yüce bir zikirdir.
 
Elhamdulillah: Hamd’in anlamı kemaliyle övgüdür. Allah Subhanehu hamdin tamamına müstehaktır. En güzel isimler ve yüce sıfatlar O’nundur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurmuştur ki: “Allah Teala bir kuluna nimet verir de kul “elhamdulillah” derse mutlaka bu aldığı şeyden daha üstünü ona verilir.”[3] İbn Abbas Radıyallahu anhuma dedi ki: “Elhamdulillah sözü; Allah’ın nimetini, hidayetini ve yaratmasını ikrar ederek şükretmek demektir.” Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem: “Duaların en üstünü Elhamdulillah sözüdür”[4] buyurmuştur.
 
Yine Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Elhamdulillah mizanı doldurur, Sübhanallah ve Elhamdulillah sözleri göklerle ve yer arasını doldurur.”[5] Denildi ki: “Şayet bu ikisinin sevabının değerine cisim takdir edilse, göklerle yer arasını doldurur. Bu ikisinin faziletinin büyüklüğünün sebebi, “Subhanallah” sözünün Allah Teala’yı tenzihi ve “Elhamdulillah” sözünün de Allah Teala’ya muhtaçlığı ifade etmesidir.
 
La ilahe illallah: Yani hakkıyla mabud olan yalnız Allah’tır. Bu, tevhid kelimesi, İslamın ilk şartı ve zikirlerin en üstünüdür. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurmuştur: “En üstün zikir: La ilahe illallah’tır.”[6] 
Denildi ki: bu kelimede iki özellik vardır. Birincisi: bütün harfleri ecveftir. Yani söylenirken çıkış yerleri karındandır. Harflerinden hiçbiri be, fe, mim gibi mahreci dudak olan şefehî harflerden değildir. Bu da bunun ağızdan değil, ihlâs ile kalpten söylenmesine işarettir. İkincisi: Bütün harfleri noktasız harflerdir. Bu da Allah Teala’dan başka bütün mabudlardan tecerrüde işarettir.
Bu kelime nefiy ve ispattan ibarettir. “La ilahe” sözü Allah Teala’dan başkasından ulûhiyeti nefyetmek, “İllallah” sözü de Allah Azze ve Celle’nin ulûhiyetini ispat etmektir. Bu cümle, Allah Subhanehu dışında ibadet edilen her şeyi reddetmeyi ve zatıyla ibadete layık olanın sadece Allah olduğunu ispat etmeyi ifade eder. Bu yüzden bunu söyleyen kimsenin, söylediğinin gereği olarak fiilen reddetmesi ve Allah Azze ve Celle’nin hakkını söz ile ispat ettiği gibi fiili ile de ispat etmesi gerekir. Zira amaç dil ile söylemek değil, bilakis bu mübarek kelimenin kapsadığı manayı gerçekleştirmektir.
 
Bu kelimenin Müslümanların şuurunda bariz bir yeri vardır. Kul, bununla yaratıcısı Tebarek ve Teala’ya kulluğa layık hale gelir. Boyun eğiş ve Allah Azze ve Celle’yi yücelterek ikrar eder, nefsi bu kelime ile parlaklaşır, yaratıcısı Subhanehu ve Teala’ya bu kelimeyle bağlanır, kişi İslam’ını bununla ilan eder, âlemlerin rabbi olan Allah’a inanmaları bununla belirtilir, emrine itaat edenler, Allah’ın sağlam ipine sarılanlar, Allah’a itimad edenler ve işlerini Allah’a havale edenler bu kelimeyle ayrılır.
 
Allahu ekber: Yani; Allah Azze ve Celle’nin her şeyden büyük olduğunu söylemektir. Arap dilinde tazim ve yüceltme anlamında en son sınırdaki kelimenin Allahu ekber sözü olduğu söylenmiştir. Yani sıfat olarak her şeyden büyüktür. Şair der ki: “Allah’ı her şeyden büyük ve ordularını en çok gördüm.”
Peygamberimiz Hz.Muhammed  Sallallahu Aleyhi Ve Sellem namaza başlarken “Allahu ekber” derdi. Kulun Allahu ekber” demesi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.”
 

[1] Müslim; Kitabu’l-Edeb
[2] Müslim; Kitabu’z-Zikr.
[3] Sahihu Süneni İbn Mace (3067)
[4] Sahihu Süneni’t-Tirmizi (2694)
[5] Müslim; Kitabu’t-Tahare.
[6] Sahihu Süneni’t-Tirmizi (2694)

Dinle Ey Firavun!





Dinle Ey Firavun!Sen dünyada´ki mazlumları, Allah'a inananları sahipsizmi sanıyorsun?
Kendine göre bahaneler bularak ve olaylar çıkararak onların memleketlerine zorla giriyor Çoluk,çocuk,yaşlı,genç demeden ölüm ve kan kusuyorsun.

Dinle Ey Firavun!
Bu yaptığın zulümler senin yanına kar kalmayacak,ekmiş olduğun Rüzgar bir büyük Fırtına çıkardı,çıkaracak ve mazlumların ahı seni cayır,cayır yakıyor ve yakacak,Hakkın tokadı seni yerlere yapıştıracak ve ne attıysan aşına o karşına çıkacak.

Dinle Ey Firavun!
Başkalarının gözyaşları üzerine ebedi mutluluk kurulamaz,Adalet sana gelince doğru Mazluma gelince eğri çalışamaz,Mazlum ve kimsesizlerin rızkı çelik Banka kasalarında tutulamaz,Haksız kazanç ve Faiz ile Cehenneme varılır ama Cennete varılamaz.

Dinle Ey Firavun!
Senin Şeytanlaşan nefsin seni kendi heva ve hevesine kul ve köle yapmış ,senin gözlerin var ama hakikati görmüyor,kulakların var ama gerçekleri duymuyor,Kalbin kapkaranlık ve Hakka inanmıyor,Şeytan seni kandırmış nefsin ölmemezlik duygusundan asla vazgeçmiyor.

Dinle Ey Firavun!
Bu Şeytani ve kokuşmuş düzeninde daha doğrusu düzensizliğinde Hürriyetin ve insanlığın adı var fakat kendisi yok,Baksana insanlığın büyük bir bölümü açlık ve sefalet içerisinde kıvranırken sadece küçük bir bölümü tok.


Dinle Ey Firavun!
Hayatın boyunca kendisinden kaçıp durduğun ölüm elbet sana gelecek. Ölümün şiddetli sarsıntılar içinde olacak.
Melekler, ellerini sana doğru uzatıp ve seni alçaltıcı ve yakıcı bir azapla müjdeleyecekler.
Yüzüne ve sırtına vura vura canını alacaklar o zalim Ruhun en derinden acıyla yerinden sökülecek ve sen dünyada sahipsiz sandığın insanlara karşı yapmış olduğun haksızlıklardan dolayı hesaba çekileceksin.


Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Nasihatler

 
 

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Nasihatler
 
Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (sav) yanına gelerek, 'Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var.' der.
Bunun üzerine Peygamberimiz o kimseye, 'Ne istiyorsan sor.' buyururlar. Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:

İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun.

İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.

İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol.

İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.

Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun.

İnsanlar içinde Allah'a en yakın, O'nun en has kullarından olmak istiyorum.

Allah'ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah'ın en has kulu olursun.

Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.

Allah'a, O'nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O'nu görmesen de O seni görüyor.

İmanımı kemale erdirmek istiyorum.

Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer.

Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.

Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin.

Günahlarımın azalmasını istiyorum.

İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah'a yalvarırsan günahların azalır.

İnsanların en kerimi olmak istiyorum.

Allah'a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun.

Rızkımın bol olmasını istiyorum.

Temizliğe devam edersen rızkın bol olur.

Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.

O zaman Allah ve Resulü'nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme.

Allah'ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.

Kimseye kızmazsan Allah'ın gazabından ve kızmasından kurtulursun.

Duamın kabul edilmesini istiyorum.

Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur.

Allah'ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum.

Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın.

Allah'ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum.

Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter.

Benim günahlarımı ne siler?

Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah'a kulluğun) ve hastalıklar.

Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?

Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza.

Allah yanında en büyük günah hangisidir?

Kötü ahlak ve Allah'ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik.

Rahman Allah'ın rahmetini ne coşturur?

Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek) .

Cehennem ateşini ne söndürür?

Oruç.

(Ali el-Müttaki, Kenzu'l-Ummal, 16/127-129)

Güzel bir Dua

 



Yarabbi, Yarabbi, Yarabbi
Bizleri basiret gözleri kapanmış olan kullardan eyleme.
Bizleri kalbine, gözüne ve kulaklarına perde çekilen kullardan eyleme.
Bizleri dünya malına ve maddiyata tapan hevâ ve heveslerine kul olanlardan eyleme.
Bizleri zâlimlerin yaptıklarına karşı kaygısız ve duyarsız kalan ve zâlimler için çalışanlardan eyleme.
Bizleri Şeytan'ın vesveselerine uyarak kendi nefsine zulmedenlerden eyleme.
Bizleri anne ve babasına karşı gelerek kendisine yazık eden kullardan eyleme.
Bizleri akrabası veya komşusu aç yatarken kendisi tok yatan zalimlerden eyleme.
Bizleri namaza üşenerek gelen; fakat her türlü eğlenceye uçarak gidenlerden eyleme.
Bizleri dünyada mânevî olarak kör olan ve ahirette de kör olacak olanlardan eyleme.
Bizleri Allah rızası için vermeye gelince cimrilik eden kullardan eyleme.
Bizleri kibir ve gururu kendisine dost edinmiş olan insanlardan eyleme.
Bizleri göz göre göre gerçekleri göremeyen ve senin işaretlerini bilemeyenlerden eyleme.
Bizleri dünya'da Şeytan'ın peşine takılıp giden kendisini herkesten üstün görenlerden eyleme.
Bizleri vicdanları ölmüş, şeref ve haysiyetten uzak her türlü pisliğe bulaşmış toplumlardan eyleme.
Bizleri Büyüğüne saygı ve küçüğüne sevgi gösteremeyen kullarından eyleme.
Bizleri kabir aleminde cehennem çukurlarından bir çukurda yatacak olan kullarından eyleme.
Bizleri nefsânî duyguların esiri olan ve senin yolundan kaçarak uzaklaşan kullardan eyleme.
Bizleri senin katında hak din olan İslam'a çamur atıp onu lekelemek isteyenlerden eyleme.
Bizleri kendi yapmış oldukları kötülüklerin kendilerine iyi gösterilen kullarından eyleme.
Bizleri gözü ve nefsi doymak bilmeyen, gözünü bir parça toprak doyuranlardan eyleme.
Bizleri gireceğimiz kabirden ahiret günü çıkan şaşkın bir biçimde yüzleri kara kesilenlerden eyleme.
Bizleri kendi nefsine zulüm eden ve onu koymuş olduğun kanunlar çerçevesinde kullanmayanlardan eyleme.
Bizleri senden başka dünya ve ahirette kendisine dost arayanlardan eyleme.
Bizleri senin hikmetini göremeyen ve yüce kudretine akıl ve sır erdiremeyenlerden eyleme.
Bizleri yapmış oldukları zalimliklerden dolayı kalbine huzur ve sükunet ve rahmet inmeyenlerden eyleme.
Bizleri Hz. Muhammed Mustafa (sav) tanımayan ve onun sünnetini bilmeyenlerden eyleme.
Bizleri Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve onun Ehlibeyt'ine değer vermeyenlerden eyleme.
Bizleri Ahiret günü anne ve babasının yakasına yapışacak ve neden bana bu dini öğretmediniz diyenlerden eyleme.
Bizleri Kurân-ı Kerîm'i tüm ömürleri boyunca bir kere bile okumayanlardan eyleme.
Bizleri sana karşı kulluk görevlerini yerine getirmeyen ve sana isyan edenlerden eyleme.
Bizleri hayatın anlamını anlamayan ve hayatı sadece eğlence, zevk ve yemek olarak görenlerden eyleme.
Bizleri ahiret günü 'Ey kulum ben bir ömür boyu seninleydim fakat sen kiminleydin? ! ' diyeceğin kullardan eyleme.
Bizleri razı olduğun ve her şeyin ötesinde dünya ve ahirette sadece senin rızanı isteyen sana kul olanlardan eyle.amin.amin, amin.
Selam ve dua ile

Samstag, 12. Januar 2013

2023 Türkiye




Evet yıl 2023 Türkiye Cumhuriyeti´nin yüzüncü kuruluş yıldönümü ve Türkiye Cumhuriyeti 100. yılında Sosyo Ekonomik olarak bütün sorunlarını hızlı bir şekilde çözerek arkada bırakmış kendi strateji ve vizyonlarını gerçekleştirerek güvenle geleceğe doğru bakmaktadır.

Dünyadaki Ekonomi sıralamasında Çin, Hindistan, ABD ve Almanya´dan sonra 5. olan Türkiye´de,kişi başına düşen Gayri safi milli hasıla 45 Bin TL nüfus 91 Milyon işsizlik oranı yüzde 6 ve en düşük asgari üçret 2600 Türk Lirası.
Türkiye 2023 yılında 955 Milyar TL ihracat ve 895 Milyar TL ithalat gerçekleştirmektedir.


Türkiye´de üç adet yüzde yüz yerli Otomotiv şirketi bulunmaktadır,bunlar dünyaca bilinen ve kalitesi ile tanınan  Turan,Kanuni,Selim,Barbaros,Tuğrul ve Fors isimli
otomotiv markalarını üretmektedirler ve dünya otomotiv pazarının yüzde onunu ellerinde bulundurmaktadırlar.
Savunma sanayi yüzde yüz yerli üretim yapmaktadır bu konuda Türk Mühendisleri kendilerini dünyaya kanıtlamışlardır.
Türk Savunma araç ve gereçleri dünyada büyük bir pazar yakalamış durumdalar.


Türk Savaş Uçakları Avcı A-220´ler ve Kartal K- 600´ler dünyanın en iyi savaş uçakları arasında gösterilmektedir,aynı Zamanda Türk Tankı Altay-2  dünyanın en iyi muharabe Tankı olarak seçilmiştir.
Türk Atak Helikopteri T-129 Katılmış olduğu uluslararası Testlerden tam not almıştır.


Cumhuriyetin 100.yıldönümünde 'Haydi Türkiye´m seninde bir Uçak gemin olsun' Kampanyasından yola çıkarak Türkiye´de ilk kez yüzde yüz yerli yapım Piri Reis -2023 isimli bir Uçak Gemisi Deniz Kuvvetleri envanterine girmiştir,artık dünya denizlerinde bir Türk Uçak gemisi bayrağımızı gururla dalgalandıracak ve dosta güven düşmana gözdağı verecektir.


Türkiye´de her yıl verilen patent sayısı 3600 olarak gerçekleşmektedir,Türkiye´de bulunan 139 adet Üniversitede her yıl 300´ün üzerinde yeni buluş ve keşifler yapılmakta ve her yıl binlerce yeni Tez yazılmakta ve Kitaplar yayınlanmaktadır.Bu yıl Nobel Barış Ödülüne yapmış oldukları başarılı çalışmalar neticesinde Fizik ve Kimya dalında aday gösterilen Prof.Dr. Namık Ziya Kurt ve Prof.Dr. Mehmet Ali Başyurt´un Nobel ödülünü kazanmalarına kesin gözüyle bakılmaktadır.


Okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde birdir.'Düşün,Tanımla ve Üret' sözünden yola çıkarak Türkiye´de Düşünce ve Üretimin önünde hiçbir engel kalmamıştır,Bankalar ve Ticareti geliştirme kurumları projelere göre kolayca Krediler vermekte ve destek olmaktadırlar,yıllık ekonomi büyüme oranı yüzde 7´dir.
Dünya´da Türkiye´ye vize uygulayan ülke kalmamıştır ve her yıl Türkiye´den dünyanın çeşitli ülkelerine 40 Milyon Turist gitmektedir aynı zamanda yurdumuza her yıl 35 milyon Turist gelmektedir.


Türkiye Otoyollar ve Demiryolları ağı ile örülmüştür ülkemizde 23 Bin Kilometre Otoyol ve 17 Bin Kilometre Demiryolu ağı bulunmaktadır.
Son yirmi yılda yapılan büyük yatırım,hizmet ve çalışmalar neticesinde Türkiye´de yoksulluk ve işsizlik Halkın Terminolojisinden çıkmıştır.Türkiye Sanayi üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmiştir.


Bu arada Türkiye Futbol,Buz Hokeyi,Basketbol,Tenis,Yüzme,Güreş,Tekvando,Boks,gibi sporun birçok alanında olimpiyatlarda ve uluslararası arenada büyük başarılara imza atmıştır Bugün Türkiye´de toplam 81 Sivil Havaalanı bulunmakta ve Dünyanın birçok şehrine direkt uçuşlar yapılmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre Günümüzde Dünyada ingilizce´den sonra en çok konuşulan ve tercih edilen dil Türkçe´dir.
Ne diyelim Cumhuriyetimizin 100. yılı Ülkemize Milletimize ve bütün dünyaya hayırlı ve uğurlu olsun Saygı,sevgi birlik ve beraberlik içerisinde daha nice yüz yıllara Türkiye´m.



Freitag, 11. Januar 2013

Cesaretin bittiği yerde esaret başlar!




Güzel bir atasözü vardır. Evet, çok büyük bir atasözü 'Cesaretin bittiği yerde esaret başlar.' diye. İşte bu söz, çok açık bir şekilde insana büyük bir mesaj veriyor; yani kısaca bizlere cesaretiniz yoksa, toplum, ülke, devlet, birey olarak o zaman siz esaret altına er veya geç girmeye, sömürülmeye mecbursunuz diyor. Dikkat ederseniz 'cesaret' kelimesinde 'esaret' kelimesi de gizlidir.
Cesaret, Yüce Allah'ın insana bir rahmeti ve lütfudur. Cesaret, rızkı genişletir ve insani rahata kavuşturur. Cesareti olmayan insanlar, bunu bilemezler.

Bugün; vizyonu, hedefi, projesi, kendi fikirleri olmayanlar bu dünyadaki bütün insanlar ve bütün devletler için geçerlidir, yarının sömürge olma yolundaki adaylarıdır. Cesaretli yaşamak, onurla yaşamak demektir. Cesaretsiz bir hayat, her gün esaret altında inlemektir.

Günümüzde sömürülen devletlere söyle bir bakınca, cesaretten yoksun oldukları hemen gözlemlenebilir. Dünyada insanlar, bazı gerçekleri görebilmek için öncelikle kendilerini çok yönlü yetiştirebilmeleri gerekir. Tek taraflı eğitim ve düşünce sistemiyle insan, olayları tek taraflı görebilir ve yorumlar. Bunun icindir ki herkesten dünyada olup biten olayları ve gerçekleri kavrayabilme yeteneğine sahip olmasını bekleyemeyiz. Ancak hedefi bilen ve görenler,  hedefe doğru gidebilirler.

Winston Churchill'in bu noktada bir sözü vardır: 'Doğru ve doğrular, o kadar kıymetlidir ki sadece bu sebepten dolayı etrafları yalanlar ile örülmelidir.'

Şimdi günümüzde kendine güveni, cesareti olmayan ülkelerin nasıl dünyada diğer ülkeler tarafından sömürüldükleri apaçık ortadadır. Aslında her şey, cesaret ile başlar ve dediğimiz gibi; 'Cesaretin tükendiği yerde esaret baslar.' Fakat cesaret, bilmek ile elde edilir. Cesaret, öyle sıradan bir olgu değildir. Bilen ve kendilerine güvenen insanlar ve devletler, cesaretli olurlar ve tarihe adlarını,  altın harfler ile yazdırırlar. Cesareti olmayanlar ise cesareti olanlara bir ömür boyu hizmet eder dururlar.

Size demek istediğim, kısaca her nerede olursanız olun, sadece cesaretli olun.

Selam ve Dua ile


Sonntag, 6. Januar 2013

Hayatı Anlamak





Hayatı Anlamak


«Anlayana her gün tazedir hayat,Anlamayana ise her gün bayat.»

Bu güzel atasözü ile sözlerime başlamak istiyorum.
Ne güzel demiş atalarımız; "Anlayana her gün tazedir hayat; Anlamayana ise her gün bayat."

Evet, bütün ayrılıklar, hüzün ve korku doğurur. Bu hüzünler ve korkular, aslında bir illüzyondan ibarettir. Çünkü bizler, "bir" olduğumuzu yani bir Allah'a bağlı olduğumuzu unutuyoruz.

Bizler, aslında bir anlayabilsek, diğer insanların sevinçlerinin bizim kendi sevinçlerimiz olduğunu ve bir anlayabilsek, diğer insanların hüzünlerinin bizim kendi hüznümüz olduğunu...
İşte o zaman, yeryüzünde hayatlarımız, çok ciddi anlamda pozitif bir şekilde değişecektir.

Bir olduğumuzda ve hepimiz bir olan Yüce Allah'ın kulları olduğumuzu anladığımızda, inanın dünyada kin ve nefrete yer kalmayacaktır.
Çünkü başkalarının acısının kendi acılarımız ve onların sevinçlerinin kendi sevinçlerimiz olduğunu fark ettiğimiz anda hayatımız, bir başka algılama boyutuna geçmiş olacaktır ve otomatik olarak kıskançlık, kin ,nefret diğer insanları eleştirme ve beğenmeme gibi durumlar ortadan kalkmış olacaktır.

Yüce Yaradan, bizleri bir Adem ve bir Havva'dan yarattı ve kendi ruhundan bizlere üfledi. Bu yüzden hepimiz, bir soydan gelmekteyiz. Bu da Hz. Adem'in soyudur ve hepimiz, bir olan Yüce Yaratıcı'nın kuluyuz. Hz. Adem ise Yüce Allah'ın yeryüzündeki ilk "Halife"sidir.

Ne diyelim; Yüce Allah, bizlere doğruları anlamak için basiret versin ve bizleri birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşayan ve birbirine değer veren kullarından eylesin. Amin..



Selam ve dua ile

Nasihatname




Nasihatname

Ey "Nizamı Alem"in asil evlatları, atalarınızı
Gazilerinizi, şehitlerinizi, destanlarınızı,
Örf ve adetlerinizi unutmayın.
Onlarla övünün, onlarla kucaklaşın
Kucaklaşın ki daha büyük işler yapabilesiniz.

Atalarınızın kişiliklerini yakından tanıyın 
onlar, sizin bu dünyada parlayan yıldızlarınızdır,
Onlara laf söylettirmeyin, atalarınızın ve büyüklerinizin yıldızı
Birgün sönerse bilin ki sizinde bu dünyada
Yıldızınız sönmeye yüz tutmuştur.

Yüce Allah'ın dünyamıza bir rahmet olarak
göndermiş olduğu dini İslam'ı yüzeysel değil
Doğrudan ve öz kaynağından;
Yani Kuran-ı Kerîm'den ve Peygamberimiz
Hz. Muhammed (sav) sünnetinden ve hadislerden öğrenerek yaşayın Ve samimiyetle yüce Allah'tan sizlere Kuran Ahlakı vermesini isteyin.

Hiçbir zaman gurur ve kibire kapılmayın ve başkalarını hakir görmeyin.
Geçmişinizi ve geleceğinizi öğrenmek için
Tarihinizi okuyun, okuyun ki başka milletlere
Bu dünyada yem ve sömürge olmayın.

Bu dünyada şüphesiz kendi örf ve adetlerini
Kendi kültürlerini koruyan, savunan ve yaşatan
Toplumlar muvaffak olmaya hak kazanırlar.

Bilin ki başarının sırrı insanın kendisini ve onu 
Yaradan yüce Allah'ı tanımasında saklıdır.
Hz. Ali (r.a.) efendimizin söylediği gibi
"Ey insan, sen kendini küçük mü sanırsın oysa ki
18 bin alem sende saklıdır"İlmi, tekniği ve sanatı
dışarıdan alıp getirmeyin kimseyi
Bu dünyada taklit etmeyin kendiniz üretin
Kendi ununuzu kendiniz öğütün, öğütün ki
Baskılardan arının, çünkü bu dünyada her zaman
Olduğu gibi kendi silahını kendi ekmeğini kendisi
Üreten ve üretebilen ülkeler var olma şansına sahiptirler.

Çalışın ve üretin dünyaya markalar sunarak
Dünyada herkese ne yapabildiğinizi gösterin.

Unutmayınki birlikten dirlik doğar,sizde bir 
olun ve diri olun onun bunun tuzağına düşmeyin.

Donnerstag, 3. Januar 2013

Yöneticiler için 22 Kural




Yöneticiler için 22 Kural

* Bir konunun size izahı halinde, konuyu anlamış olsanız bile karşınızdakinin sözünü kesmeyiniz. En kötü halde o sırada zihnen başka bir sorununuza çözüm arayın. Muhatabınızın içini size dökmesine izin veriniz. 

* Çalışanlarınız ile konuşurken ses tonunuzu yükseltmeyiniz. Bu onları tedirgin eder, sizinle tartışma zeminini yok eder. 

* Münakaşaları uzatmayınız. İkna olamadığınız veya edemediğiniz hallerde, görüşmeyi erteleyiniz. 

* Kızma hakkınızı, karşınızdaki bu hakkını kullanmasını müteakip derhal uygulamayınız. Kızma hakkı, soğuk yenmesi gereken bir yemektir. Aksi halde durum kavgaya dönüşür. 

* Taltifi aleni, cezalandırma veya haklı dahi olsa tenkidi, ilgili ile teke tek yapınız. 

*Gülümseyiniz, gülünüz ve muhatabınızı gülümsemeye ve gülmeye teşvik ediniz. 

*Selamlamayı ve mümkünse el sıkmayı ihmal etmeyiniz. Kimseyi görmemezlikten gelmeyiniz. 

* Karşınızdakine hakkını her durumda teslim ediniz. 

* Yanlış bir hareketiniz olursa, duruma göre gerekirse aleni özür dilemekten çekinmeyiniz. 

* Aşırıya kaçmadan ve istihza izlenimi vermeden karşınızdakine zaman zaman iltifat yapmaktan geri durmayınız. Sempatiyi artırır. 

* Her gelen mektup ve yazıya bekletmeden aldığınızı belirten bir cevabı mutlaka ve derhal yazınız. Ciddiyetinizin bir ifadesidir. 

* Lüzumsuz münakaşalardan sakınınız,Zaman ve prestij kaybetmeyiniz. 

* Muhatabınızla karşılıklı olarak birbirinizi ikna edemiyorsanız, ısrar etmeyiniz. Güvendiğiniz uzman bir danışmanla istişare ediniz. 

* Uzmanı olmadığınız konularda kesinlikle ısrarcı olmayınız. Mümkünse bu konularda dinleyici olmayı yeğleyiniz. 

* Karşınızdakinin durumu ne olursa olsun hele alenen sakın aşağılamayınız. 

* Kesinlikle astlarınıza talimat vermeyiniz. Gerekçeli kararları talep ederken aynen tashihen veya tadilen, görüşerek onaylamaya çalışınız veya reddediniz. 

* Muhatabınızı huzura kavuşturmaya gayret ediniz. Oturma şeklini örnek olarak rahatlatınız. 

* Birini karşılarken ayağa kalkıp rahat bir köşeye karşılıklı oturtmaya bakınız. Masanızın başında büyüklük taslamayınız. 

* Muhatabınızı biliyor iseniz karakterine ve eğilimlerine uygun şekilde motive etmeye çalışınız. 

* Konuşma arasına konuya uyumlu bir fıkra anlatmak durumu yumuşatır. Kişiye dokunacak veya kaba esprili nükte ve anekdotlardan kaçınınız. 

* Psikolojik davranıp, karşınızdakinin görüşmeden, sonuç ne olursa olsun rencide olmadan memnun ayrılmasını sağlamaya bakınız. 

* Nihayet, dış görünümünüze dikkat ediniz. Görünüm bir oranda şahsiyetinizi belirler.



Dienstag, 1. Januar 2013

Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Hedef


 
 
Yeni Bir Yıl, Yeni Bir Hedef

Bence her insan, önümüzdeki bu yepyeni yılı kendisi, acısından en mükemmel şekilde geçirebilir nasıl mı?

Öncelikle her gün Kuran-ı Kerim'den 17 ayet okuyarak.
Yeter ki siz, Kuran-ı Kerîm okuyun ve yıl sonunda şayet böyle devam ederseniz, hem yüklü şekilde gün be gün büyük bir sevap kazanmış olacaksınız, hem maneviyatınız gelişecek, hem de Kuran-ı kerimi hatim etmiş olacaksınız.

Bence bu, kaçırılmaz bir hedeftir. Düşünün, bütün kainatı var eden Yüce Allah'tan gelen bir kitap okuyorsunuz ve her gün, ilminiz ve bilginiz artıyor ve üstelik bu yapmış olduğunuz amel, sağınızda ve solunuzda bulunan Kiramen Katibin melekleri tarafından kayda alınıyor.

İnanın sizlere gösterebileceğim en değerli hedeflerden bir tanesi, budur bu yıl için. Çünkü Kuran-ı Kerim kadar ben dünyada değerli bir başka kitap göremiyorum.

Her gün nur damlaları yüreğinize damlayacak ve yıl sonunda yüreğiniz, bir nur gölüne dönüşecektir inşallah. Bundan daha değerli bir şey, dünyada olabilir mi?
Her sözü, bir "hikmet"tir ve "hidayet"tir anlayana, her sözü bir şifadır yüreklere susayan gönüllere Hakka giden yolda bir Kevser'dir Kuran-ı Kerîm.

Kuran-ı Kerim okumak ve okutmak, çok sevaptır. Hatta bunun sevabı dedelerine, çocuklarına ve torunlarına tesir eder. İtikadı düzgün bir kimse, Kuran-ı Kerim'i okuyup, muteber ilmihal kitaplarında bildirildiği gibi amel ettiği, ibadet yaptığı takdirde büyük sevaplara kavuşur. Kuran-ı Kerîm okumakla alakalı olarak sevgili Peygamberimiz buyurdu ki:

“Ümmetimin en hayırlısı, Kuran-ı kerimi öğrenen ve öğretendir.”

“Hoca çocuğa Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allah-u teala çocuğun anasının, babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.”

“Ümmetimin yaptığı ibadetlerin en kıymetlisi, Kuran-ı kerimi, Mushaf'a bakarak okumaktır.” (Sayfasına Bakarak)“Kuran-ı kerim okunan evden arşa kadar nur yükselir.”

“Kuran-ı kerim okunan evin hayrı artar, sakinlerini sıkmaz, melekler oraya toplanır, şeytanlar oradan uzaklaşır. Kuran-ı kerim okunmayan ev, içindekilere dar gelir, sıkıntı verir, bereketsiz olur. Bu evden melekler uzaklaşır, şeytanlar oraya dolar.”

“Her gece on ayet okuyan, gafillerden sayılmaz.”

 “Kuran okuyun! Kıyamette şefaat eder.”

 Kuran-ı Kerim okurken, bunun Allah-u tealanın kelamı olduğunu düşünmelidir. Kuran-ı Kerim'e dokunmak için abdestli olmak lazım olduğu gibi, onu okumak için de temiz kalp lazımdır. Allah-u tealanın büyüklüğünü bilmeyen, Kuran-ı Kerim'in büyüklüğünü anlayamaz. Allah-u tealanın büyüklüğünü anlamak için de, O'nun sıfatlarını ve yarattıklarını düşünmek lazımdır. Bütün mahlukatın sahibi, hakimi olan Allah-u tealanın kelamı olduğunu düşünerek okumalıdır.

Ne diyelim, Yüce Allah, hepimize bu yıl Kuran-ı Kerîm okumayı nasip etsin ve sevdiğimiz insanlara birer adet Kuran-ı Kerîm alıp vermemizi ve kendilerine; "Sen, benim için değerlisin. Bu yüzden sana Yüce Allah'ın kitabını Kuran-ı Kerim'i getirdim." demeyi nasip etsin. Amin

Selam ve dua ile...

On İki Altın Kural

On İki Altın Kural

1. Gençken yorulmayı göze almayanlar, ihtiyarlıklarında sürünmeye razı demektir.

2. Yaşayacakları zamana göre kendilerini yetiştirmeyenler, zamanlarından önce dünyaya gelmiş gitmiş sayılırlar.


3. Sabırlı ve dayanıklı olmayan, başarılı olamaz.


4. Yıkarak değil, yaparak ve yücelterek yükseliniz.


5. Alın teri dökerek çalışıp kazananlara engel olmak, yanan lambayı söndürmeye benzer.

6. Bilgisiz insanlar, gaz yağsız lambaya benzer. Bilgi, insanın ışığıdır.

7. "Sonra yaparım" diyerek dersleri biriktirmek, kolay; oturup birden hazırlamak, zordur.

8. Her eserde, bilginin olduğu kadar ahlakın da büyük payı vardır.

9. Zamanında düşünüp çalışmazsanız, ömrünüz boyunca üzülmek zorunda kalabilirsiniz.

10. Hayattan zamansız ve emeksiz bir şey ummayınız, vermez.

11. Okumaya küsmek, ışığa küsmeye benzer.

12. Gayret, bütün servetlerin sermayesidir.