Zitate und Weisheiten für Führungskräfte

Erkan Güneyoglu Önder Demir
Zitate und Weisheiten für Führungskräfte
Jeder Gedanke, jedes Gefühl, jedes Wort, jede Handlung alles ist Energie und Schwingung. Jede Energie sucht sich ihre Resonanz und geht im Kosmos niemals verloren.
€9,99 Softcover

Donnerstag, 30. August 2012

İslamofobi ile mücadele etmeliyiz!



Özellikle son 20 yıldır Batı dünyasının gündeminde 'İslami terör' denilen bir kavram bulunmakta ve sıkca basında yer almaktadır. Müslümanlar olarak biz dünyadaki korku ve Kaosa neden olan tahrik ve insanları birbirlerine karşı kışkırtan ve bu nedenle istismar eden ve sömüren Şeytani terörizmi lanetle kınıyor ve dünyadaki bütün Müslüman ülke Liderlerini, kurum ve kuruluşları İslamofobi ile etkin bir şekilde mücadele etmeye davet ediyoruz.

Herhangi bir Terörist´eyleme 'İslam terörü' denemez. Eğer Hıristiyan olsalar, 'Hıristiyan terörü' veya Yahudi olsalar 'Yahudi terörü' denemeyeceği gibi. Çünkü ilerleyen bölümde inceleyeceğimiz gibi, din adına masum insanların öldürülmesi mümkün değildir.
Dine inanan, Allah korkusu taşıyan bir insan böyle bir şey yapamaz. Terörizm bir Dine mal edilemez.

Din sevgiyi, merhameti, barışı emreder. Terör ise dinin zıttıdır; acımasızdır, kan dökmek, öldürmek, acı çektirmek ister. Tetikçilerin hangi ismi taşıdığı, kimliklerinde ne yazdığı önemli değildir. Masum insanları göz kırpmadan öldürüyorsa, dindar değil dinsizdir. Allah'tan korkmayan, tek amacı kan dökmek ve acı çektirmek olan bir canidir. Bu nedenle, 'İslami terör' kendi içinde çelişkili ve son derece hatalı bir kavramdır. Çünkü İslam dininde hiç bir şekilde teröre yer yoktur. Aksine, İslam'a göre 'terör' olarak adlandırdığımız eylemler (yani masum insanlara karşı işlenen cinayetler) , büyük bir suçtur ve müslümanlar bu eylemleri engellemek, yeryüzüne barış, huzur ve adalet getirmekle sorumludurlar.

Terörün genel anlamı, askeri olmayan hedeflere karşı siyasi amaçlı şiddet kullanımıdır. Bir diğer ifadeyle terörün hedefleri tamamen suçsuz olan sivil insanlardır. Tek suçları, teröristin gözünde 'öteki taraf' olmaktır. Bu nedenle terör, suçsuz insanlara karşı şiddet uygulanması anlamına gelir ve bunun hiç bir ahlaki mazereti yoktur. Bu, Hitler'in veya Stalin'in cinayetleri gibi, 'insanlığa karşı işlenmiş suç'tur.
Kuran Allah'ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği bir kitaptır ve Allah bu kitapta insanlara güzel ahlakı emretmektedir. Bu ahlakın temelinde ise, sevgi, şefkat, hoşgörü ve merhamet gibi kavramlar yer alır. Allah tüm insanları, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği model olarak İslam ahlakına çağırmaktadır:

Ey iman edenler, hepiniz topluca 'barış ve güvenliğe girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 208)

Kuran ahlakına göre bir Müslüman, Müslüman olsun veya olmasın tüm diğer insanlara karşı iyi ve adaletli davranmakla, zayıfları ve masumları korumakla ve 'yeryüzünde bozgunculuğu önlemekle' sorumludur. Bozgunculuk, yeryüzünde insanların güvenlik, barış ve huzurunu ortadan kaldıran her türlü anarşi ve terör halidir. Bir ayette buyrulduğu gibi, 'Allah, bozgunculuğu sevmez'. (Bakara Suresi, 205)

Bir insanın suçsuz yere öldürülmesi ise, en büyük bozgunculuk örneklerinden biridir. Allah, daha önce Tevrat'ta Yahudiler için vermiş olduğu bir hükmü Kuran'da da tekrar şu şekilde açıklamaktadır:

...İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur... (Maide Suresi, 32)

Görüldüğü gibi tek bir insanı bile, 'bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın' öldüren bir kişi, tüm insanları öldürmüş kadar büyük bir suç işlemektedir.

Bu durumda, teröristlerin işledikleri cinayet, katliam ve gündemdeki tabiriyle 'intihar saldırıları'nın ne kadar büyük bir suç olduğu açıktır. Allah terörizmin bu zalim yüzünün ahiretteki karşılığını şöyle bildirir:

Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere 'tecavüz ve haksızlıkta bulunanların' aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azab vardır. (Şura Suresi, 42)

Tüm bunlar göstermektedir ki, masum insanlara karşı terör eylemi düzenlemek, İslam'a tamamen aykırı bir eylemdir ve hiç bir müslüman böyle bir suç işleyemez. Aksine, müslümanlar bu suçları işleyen insanları durdurmakla, 'yeryüzündeki bozgunculuğu' ortadan kaldırmak ve tüm insanlara huzur ve güven getirmekle sorumludurlar. Müslümanlık terörle birlikte düşünülemez, aksine terörün engelleyicisi ve çözümüdür. Fakat bu gerçekleri bütün dünyaya müslümanlar olarak bizler anlatmamız gerekmektedir.

Önder Demir
İslamofobi ile Mücadele Platformu Başkanı

Dünyamızda Neler Oluyor?


Şu günlerde dünyamızda neler oluyor?. Dev şirketler, ardı ardına batıyor, bankalar iflas ediyor, otomotivden tutun hemen hemen tüm sektörlerde büyük iflaslar yaşanıyor. Hiç batmaz denilen 150 yıllık "Lehman Brothers" gibi bankalar ve 130 yıllık "General Motors" gibi dev otomotiv şirketleri
batıyor.

Sanki birisi, düğmeye bastı ve herkes, yangından mal kaçırır gibi malını-mülkünü iflastan kurtarmaya çalışıyor. Emlak fiyatları, düşüyor; çünkü insanlarda alacak para yok. Herkeste bir korku ve bir panik havası hakim, herkes; «Artık bu arabayı bu çamurdan hiç kimse çıkaramaz, işte canım, artık piyasa doldu, insanların hiçbir şeye ihtiyacı kalmadı.» diyerek bu dünyadaki malî krize bir kılıf bir neden uydurmaya çalışıyor.

Kimileri de dünyaya yeni bir büyük savaşın gerektiğini ve ancak böyle bir savaş ile dünyanın kendisini bu mali krizden kurtarabileceğini ifade ediyor. İnsanların çoğu, yolun sonunu göremedikleri için tedirgin bir haldeler ve korkarak hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Kimileri, bu krizin büyük bir kriz olduğunu söylüyorlar ve ancak 5 yıl sonra bir toparlanmanın olacağını var sayıyorlar. Kimileri de bu krizin 10 yıl süreceğini; önce borsaların, daha sonra bankaların ve daha sonra reel sektörün bu krizin etkilerini hissedeceklerini dile getiriyorlar.

Tabii insanlar, altına ve gümüşe yönelmiş durumdalar. Köklü bankaların birbiri ardı sıra batması, birçoğunun gözünü korkutmuş ve artık eskisi gibi paralari bankalara değil; altına ve gümüşe yatırılarak yastık altına koyuluyor. Aslında işte bu davranış, bu krizi daha da körüklüyor ve bankaları likit problemleriyle karşı karşıya bırakıyor.

Evet, hiç aklıma gelmezdi; demokrasinin, huzurun ve insanların modernleşme denilince aklına gelen Batı kültürünün ve onun yaşayış tarzının böyle kısa bir zamanda böylesine büyük bir çöküntüye maddi ve manevi olarak maruz kalacağı.

Oysaki ne hayaller ile yaşıyorduk. Gün gelecek, hepimizin emekli maaşı olacaktı. Şimdi bu da hayal olma yolunda; çünkü kriz ile birlikte para basan merkez bankaları, enflasyonu tetikliyor ve insanların mevduatının buharlaşıp yok olmasına sebep oluyorlar.

Bir tarafta gözü doymaz bazı menajerler ve yatırım uzmanları, insanların varını yoğunu borsalarda heder etmiş durumdalar ve diğer tarafta varını-yoğunu, işini kaybeden masum insanlar, gelecekten umutsuz bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. İşin ilginç bir yanı, halkın milyarlarca parasını boş yere harcayan menajerler, hiçbir kanuni ceza almadan bir de üstüne kendilerine prim alıyorlar.

Selam ve Dua ile

Öder Demir